İtalya’nın Alpler’in eteklerinde bulunan Moena kasabasının sakinleri, tek bir kelime bile Türkçe bilmemelerine rağmen tam 340 yıldır kendilerini Türk olarak tanımlıyorlar. Pencerelerden sarkan ay-yıldızlı bayraklar, meydandaki sarıklı büst ve her yıl düzenlenen yeniçeri kıyafetleriyle kutlanan Türk Festivali, ziyaretçileri büyülüyor. Köyün kaderini sonsuza dek değiştiren yaralı bir askerin hikâyesi ise duyanları hayrete düşürüyor.
BİR YENİÇERİ GELDİ, KÖYÜN KADERİ DEĞİŞTİ
Her şey 1683 yılında başladı; Osmanlı ordusunun İkinci Viyana Kuşatması sonrası geri çekilişiyle. Efsaneye göre çatışmalarda ağır yaralanan “Balaban” lakaplı bir Osmanlı yeniçerisi, yüzlerce kilometre yürüyerek Alpler’in eteklerindeki bu küçük İtalyan köyüne ulaştı. Ölüm döşeğindeki bu yabancı askeri köylüler sahiplenerek tedavi etti. Sağlığına kavuşan yeniçeri köyden ayrılmayıp Moenalı bir genç kızla evlendi ve kısa sürede halk arasında “El Turco” adıyla anılmaya başlandı.
OSMANLI ASKERİ BÜTÜN KÖYÜ KORUDU
Osmanlı askerinin köylülerin gözünde gerçek bir efsane haline gelmesi, bölgeyi zalim derebeylerine karşı koruması sayesinde gerçekleşti. Balaban, köylüleri silahlandırarak askeri savunma taktiklerini öğretip ağır vergilere başkaldırmalarına yardımcı oldu ve köyü korudu. O günden sonra Moena halkı için “Türk” kelimesi cesaretin, özgürlüğün ve adaletin en büyük sembolü haline geldi.
TÜRKİYE TABELASI BİLE BULUNUYOR
Kasabanın en eski yerleşim alanının girişinde resmi olarak “Rione Turchia”, yani Türkiye Mahallesi tabelası asılı bulunuyor. Sokak aralarındaki çeşmelerden taş binaların duvarlarına kadar birçok Osmanlı motifi dikkat çekerken, köy meydanındaki tarihi çeşmenin üzerinde sarıklı ve hilalli Balaban Ağa büstü yükseliyor.
TEK KELİME TÜRKÇE BİLMİYORLAR
Köylüler günlük yaşamlarında İtalyanca ve yerel Ladin dilini konuşuyor; aralarında tek bir kelime bile Türkçe bilen yok. Ancak kökleri sorulduğunda hiç tereddüt etmeden “Biz Türk’iz” yanıtını veriyorlar. Bu bağlılık her yıl ağustos ayında yapılan üç günlük “Festa di Turchia” festivalinde zirveye ulaşıyor. Tüm sokaklar Türk bayraklarıyla süsleniyor; İtalyan kadınlar geleneksel şalvar giyip kahve pişirirken erkekler fes ve kılıç kuşanarak yeniçeri marşları eşliğinde caddeleri inlettiriyor.